Ceriham ne anlama gelir ?

Ertac

Global Mod
Global Mod
Ceriham: Geçmişin İzlerinden Bugüne...

Bazen kelimeler, yalnızca dilde değil, ruhumuzda da izler bırakır. Bir gün, eski bir köyde yaşayan bir kadınla tanıştım. O, "ceriham" kelimesini ilk kez kullandığında, bu kelimeyi anlamam zaman aldı. Birkaç nesil önce, köylerinde, bu kelimenin sadece bir anlamı vardı: Bir yaralı kalbin ifadesi, bir duygunun yansıması, bir göğüste kırık bir parça gibi. Ama onun için "ceriham", yalnızca geçmişin acılarından değil, yaşamın kendisinden gelen bir dersti.
Geçmişten Gelen Bir Kelime

Birkaç yıl önce, antik bir kitapçıda eski yazıtlar arasında gezinirken, elim bir sayfaya takıldı. Sayfa, “ceriham” kelimesinin izlerini taşıyan eski bir metne aitti. Kelime, Osmanlı döneminde, özellikle de savaş zamanlarında sıklıkla kullanılan bir terim olarak kayıtlara geçmişti. Ceriham, hem bir yarayı tanımlıyordu hem de o yaranın getirdiği acıyı... Ama yalnızca acıyı değil, iyileşmeye giden yolu da ifade ediyordu.

Osmanlı’nın sert savaş günlerinde, yaralı bir asker yalnızca fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da yaralanmıştı. Ceriham, hem bedenin hem de ruhun izlediği iyileşme sürecini anlatıyordu. Peki, bu kadar derin bir anlamı olan bir kelime zaman içinde nasıl unutulmuş olabilir?
Ceriham: Hem Bir Yara Hem Bir İyileşme Süreci

Evet, ceriham sadece bir yarayı değil, o yaranın insanı nasıl şekillendirdiğini anlatıyordu. Birçok savaş gazisi, geri döndüklerinde yalnızca fiziksel izlerle değil, duygusal kırıklarla da dönerdi. Ceriham, o kırıkların ve acıların bir öyküsüydü. Fakat, zamanla erkeklerin savaşta gösterdiği dayanıklılıkla ilişkilendirilen bir kelime haline geldi. Askerlerin, acılarla başa çıkma yolları; savaşın, bedene, ruha ve hayata kattığı derinlikler.

Ancak, günümüzün hızla değişen dünyasında, ceriham bir anlam kaymasına uğramış gibiydi. Artık yalnızca geçmişin savaşlarıyla değil, gündelik yaşamın mücadeleleriyle de ilgili bir kelime olarak belirmeye başladı.
Erkeklerin Çözüm Odaklı, Kadınların Empatik Yaklaşımları

Hikayenin merkezine geri dönelim. Ceriham’ın anlamı, yalnızca bir kelimenin ötesinde, hayatın içinde şekillenmiş bir duygu halini anlatıyordu. Kadınlar ve erkekler arasındaki farklı bakış açıları, ceriham’ın anlaşılmasında önemli bir rol oynuyordu. Mesela, erkekler çoğunlukla çözüm odaklı yaklaşırken, kadınlar genellikle empatik ve ilişkisel bir bakış açısı benimsedi.

Bir gün, kahramanlarımız, Ali ve Zeynep, birlikte bir yürüyüş yapmaya karar verdiler. Ali, iş yerindeki sorunlardan bahsediyordu. “Bir çözüm bulmalıyım, bu böyle gitmez!” dedi. Zeynep, sakin bir şekilde dinledikten sonra, “Ali, belki de önce nasıl hissettiğini anlamalısın, çözüm ondan sonra gelir” dedi.

Ali, Zeynep’in yaklaşımını anlamakta zorlandı. Oysa Zeynep’in bakış açısı, ceriham kelimesinin özüdür. Yaralar, yalnızca fiziksel değil, duygusal da olabilir ve iyileşmek için önce onları kabul etmek gerekir. Zeynep’in empatik yaklaşımı, Ali’nin duygusal yaralarına temas etmişti. Ceriham, işte burada devreye giriyordu. Bir yaranın izlerini silmek değil, o izlerin hikayesini anlamak, onları kabul etmekti.
Toplumsal Bir Dönüşüm: Yara ve İyileşme

Ceriham, tarihsel olarak yalnızca savaşlarda değil, günlük yaşamda da insanların acılarını anlamak için kullanılmış bir kavramdı. Bugün, toplumsal olarak insanların acılarını daha çok konuştuğu, duygusal zekaya daha fazla değer verildiği bir dönemde, ceriham yeniden gündeme gelmeye başladı. Bu kelime, eski dönemlerin acılarını anlatırken, bugün empatik bir anlayışla insanların iyileşme süreçlerini ifade etmeye başlıyor.

Toplumsal cinsiyet rolleri, geçmişte erkeklerin duygusal yaralarını gizlemelerini, kadınların ise bu yaraları daha görünür kılmalarını teşvik etmişti. Bugün, her iki taraf da kendi acılarını daha açık bir şekilde ifade edebiliyor ve ceriham’ın anlamı, bir iyileşme süreci olarak daha geniş bir kitleye yayılıyor.
Bir Yara, Bir Öğreti

Hikayenin sonunda, Ali ve Zeynep’in yürüyüşü devam ederken, Zeynep Ali’ye şunları söyledi: “Ceriham, acının ve iyileşmenin bir arada bulunduğu bir süreçtir. Bazen çözüm bulmaya çalışmak yerine, sadece acıyı kabul etmek gerekir.”

Ali, Zeynep’in sözleri üzerinde düşündü. Belki de çözüm her zaman bulunması gereken bir şey değildi. Bazen çözüm, kabul etmek ve iyileşmeye izin vermekti. Ve işte bu anlayış, ceriham’ın ta kendisiydi.
Siz de Ceriham’ı Nasıl Anlıyorsunuz?

Ceriham’ı sadece bir kelime olarak değil, toplumsal olarak nasıl bir iyileşme sürecinin parçası olarak görüyoruz? Erkeklerin çözüm odaklı yaklaşımının yanında, kadınların empatik bakış açısı toplumsal bir denge oluşturabilir mi? Bu sorular üzerinde düşünmek, ceriham’ın anlamını derinlemesine keşfetmek için önemli olabilir.

Kendi hayatınızda ceriham’ı nasıl deneyimlediniz? Acılarınızı kabul etmek, iyileşme sürecinizin bir parçası oldu mu? Bu yazı, duygusal iyileşmenin sadece fiziksel yaralarla sınırlı olmadığını, ruhsal yaraların da iyileşmeye ihtiyaç duyduğunu hatırlatıyor.